| ||||||||||||
İşte bu bakir alana dalıp, kelimenin tam manasıyla orijinal olan bir çalışma gerçekleştiren bir kitaptan* (Kur’an’ın Müteşabihen Mesani Özelliği, İstanbul Güzel Sanatlar Matbaası, 2005) söz etmek istiyorum.
Erzurum Atatürk ve Samsun OMÜ İlahiyat Fakültelerinde görev yaptıktan sonra emekli olan öğretim üyesi Dr. Muzaffer Ecevit, Kur’an-ı Kerimin bu özelliği üzerinde yoğunlaşmış. Onun mucizeliğinin diğer yönlerine birer kelime ile işaret ettikten sonra, Kur’an’ın sureleriyle, surelerdeki bölümleriyle, ayetleriyle, hatta kelimeleriyle akıllara durgunluk veren harika bir ikili sisteme sahip olduğunu söylüyor. “Bu harika sistem, Kur’an okuyanlara her zaman kendisini hissettirse de büyük bir dikkatle uzun süre sistem arayışına odaklanmayınca kendisini bütünüyle ele vermiyor. Tabiat ve kâinat da öyle değil midir? İç içe sayısız denge ve düzenlere sahip olan kâinat, tabiat hatta insan vücudu bütün intizamını, düzenlerini ve kanunlarını ilk bakışta herkese açar mı?” diyor. Sonra kâinatın ikili-simetrik yapısını açıklamaya başlıyor. Mesela bedenimizin simetrik bir yapısı var. Baş ve gövde ortada olmak üzere iki yanda iki kolumuz, iki ayağımız, başımızda iki gözümüz, iki kulağımız var. Bütün hayvanların vücut yapılarında da ikili, simetrik bir yapının esas alındığını görüyoruz. Hem yine vücudumuzda kalbimiz tek olsa da kalbin iki karıncığı, iki de kulakçığı var. Damarlarımız da atar ve toplar damarlar şeklinde görev yapıyorlar. İki parçalı akciğerimiz ve iki böbreğimiz var. Beynimiz bile sağ ve sol lop olmak üzere iki parçalı. Ayrıca bütün canlıların erkek ve dişiler olmak üzere çift yaratılmış olmaları da büyük bir gerçektir. İşte Yüce Allah’ın büyük kâinat kitabında kurduğu bu simetrik sistemin, Yüce kitabında da bulunması O’nun hikmetine uygundur.
Hayatta pek çok gerçeğin de iki yönü bulunur: Mesela insanın iç dünyası ve dış dünyası var; madesi var manası var. İyi-kötü, soğuk-sıcak, karanlık-aydınlık, kâr-zarar, hastalık-sağlık, gece-gündüz, âlem-i şehadet-âlem-i ğayb, celal-cemal, dünya-ahiret, hayat-ölüm, çekme-itme ve sayılamayacak kadar zıt ve birbirini tamamlayan ikili sistem tezahürleri vardır. Kur’an, Allah Teala’nın icraatında ve esmay-ı hüsnasında bile bu iki ayrı tarafın bulunduğunu bildirir: el-Evvel - el-Âhir, ez-Zâhir - el-Bâtın, Alîm-Kadir, Gafur-Halim, Aziz-Hakîm, Âlimu’l-ğayb ve’ş-şehade bu nev’in bazı örnekleridir.
Kur’an-ı Kerimde ana manayı, gövdeyi temsil eden tek ayetler ile ona bağlanan, ondan çıkan dalları oluşturan ikilenen ayetler bulunur. Tıpkı bir ağacın gövdesinden çıkan dallar veya ana caddelerden ayrılan sağlı sollu sokaklar gibi. “Her bir surenin içine giriniz: Surenin ayetlerinin simetrik gruplar halinde mesela beş-on ayetli simetrik fasılları, bölümlere ayrılmış olarak bulacaksınız. Sure içindeki bu manidar çift grupların arasında bir yerde, surenin ana ayeti Güneş gibi parlıyor, bütün gruplar ondan mana ışıkları alıyorlar, mana ipleri ile ona bağlanıyorlar. Şimdi de surenin simetrik gruplarının içine giriniz. İki iki duran, el ele tutuşan simetrik ayetler bulacaksınız. Bu bakışımlı ayetler arasında Güneş gibi parlayan o bölümün ana ayetiyle karşılaşacaksınız. Diğer ayetler onu açıklamakta, âdeta onun çevresinde ikişer gezegen gibi dönmektedirler. Şimdi de ayetin içine giriniz: Bazı uzun ayetlerin içinde Kur’anın bütününde gördüğümüz sistemin aynısını buluyoruz. Bu ayetin içinde bile cümleler bakışımlı gruplar oluşturuyorlar. O simetrik cümle veya cümleciklerin bağlı olduğu tek cümle, ana cümledir .
Değerli Muzaffer Ecevit bey, bu konuda
(Hud suresi 1) ayeti ile istidlal etmektedir. O bu ayete şöyle meal veriyor: “Elif -lam-ra, Bu öyle bir kitaptır ki önce kitabın muhkem (ana) ayetleri vaz ve tesbit edilmiş, sonra da hakîm ve habir olan Allah tarafından (simetrik ayetlerle ve simetrik fasıllarla) tafsil edilmiş ve açıklanmıştır”. Bu ayette varid olan ihkâm ve tafsil geniş tefsirlere imkân veren iki kavramdır. Yazar’ın bulduğu manaları da kapsadıklarında şüphe yoktur. Nitekim M. H.Yazır uhkimet hakkında “muhkem kılınmış, gayet sağlam ve muntazam, yüce hikmetler içeren, hikmet nizamı ile düzenlenmiş” anlamlarını verdikten sonra fussilet (tafsil) hakkında da şunları yazmaktadır: “Aslında bir şeyi fasıl fasıl bölmek, belli ve farklı bölümlere ayırmak, demektir.” Daha sonra tafsil’in öteki muhtemel anlamlarını da verdikten sonra: “Kur’an kelimeleri (...), fasıl fasıl, bölüm bölüm kılınmış, ince ilişkiler ve hoş geçişler ile konudan konuya, kıssadan kıssaya geçen sanatlı bir üslup üzerine kurulmuş (...) Böylesine ayrıntılı ve geniş serpiştirmelere rağmen gerek ayrıntılar, gerek ana konu sapasağlam ve muhkem olarak kalmıştır. Onun muhkemliğine ve metanetine asla halel gelmemiştir ki bu anlamda tafsil, inci dizisine fasıla geçirmek anlamından alınmıştır.” (M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Ankara, Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatı, 1936, Hud 1 tefsirinde, 3/513-514 - sadeleştirilmiş olarak)
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimi doğru ve kolay anlamamız için kolaylaştırmış, lutf edip hem surelerin, hem de sure içinde bölümlerin ana manalarını “muhkem (ana) ayetlerle bize bildirmiştir. Yazarımız bu durumu şöyle bir benzetme ile açıklıyor: “Bu durum, helikoptere binip bir şehri tepeden kuşbakışı seyr etmek veya hiç değilse şehrin krokisine, haritasına bakarak şehrin yerleşimi hakkında genel bilgi edinmek gibidir. Tanımadığımız bir şehri böyle ana hatlarıyla gördükten, tanıdıktan sonra o bütünlüğü sürekli göz önünde tutarak artık daha şuurlu olarak şehrin mahallelerinde, sokaklarında kaybolmadan dolaşabilirsiniz. Yürüdüğünüz sokak hangi caddeye bağlı ve o cadde hangi mahallededir, o mahalle hangi semtin neresindedir bunu bilirsiniz. İşte Kur’andaki simetrik özellik Kur’an şehrinin haritasını veriyor”.
Mufassal ayetler, Muhkem ayetleri dinleyen insanların adeta: “Rabbim, lutfen bu konuyu biraz açar mısın? Daha iyi anlayalım” şeklindeki mukadder sual ve duasına cevap olarak gelen ve ikişer ikişer açılan ayetlerdir. Müellifimiz bazen “ikiz ayet” veya “çift ayetler” adını verdiği bu kavramı bir de şöyle açıklıyor: “İkiz ayet: Anlamca birbiriyle uyumlu, hem anlam hem de şekilce birbirine benzeyen, birbirinin anlamını sürdüren, aynı konunun iki ayrı yanını ele alan ve birbirinin anlamını tamamlayan iki ayet demektir. Şekilce, üslupça hatta uzunluk ve kısalıkta birbirine benzeyen böyle ayetlere “Benzeşen ikizler” demek daha doğru olur. Zaten Kur’an da onlara “müteşabihen mesani” ismini veriyor. Çift ayetler, muhkem (tek) ayetlerin bildirdikleri hakikatleri örneklerle desteklerler. Muhkem ayetlerin dâva ettiği şeyi ispat ederler. Muhkem ayetlerin bahs ettiği şeylerin gerekçesini beyan ederler. Olayların oluş biçimlerini anlatırlar.
Yazarımız Kur’an surelerinin tamamına yakınını mesani açısından tahlil edip incelemiş ve şematik olarak göstermiştir.. Biz bu makalede bunlardan sadece birine yer verebileceğiz:
Mesela Ayete’l-Kürsi’yi inceleyelim. Ayet-i kerime sekiz cümleden oluşmaktadır. Bu cümleler rast gele olmayıp, bir müsbet, peşinden bir menfi cümle olarak simetrik tarzda sıralanmıştır. (Müsbet ve menfi terimlerini Nahiv ıstılahı olarak kullanıyorum.) İki sütun halinde yazmakla bu cümleler daha fazla dikkat çekmektedirler.
A-Mesani özelliğinin birincisi:
Asılda sağdaki sütunda bulunan 1,3,5 ve 7. cümleler müsbet, simetrikleri olan 2,4,6 ve 8. cümlele ise menfidir. (Türkçe mealde sütunlar yer değiştirdiğinden sol tarafta müsbet, sağda menfi cümleler yer almaktadır). Sırasıyla her müsbet cümle doğruyu söylüyor, her menfi cümle ise yanlışı düzeltiyor.
B-Mesani özelliğinin ikincisi:
Lütfen önce sırayla soldan sağa A1 ve A2 yi okuyunuz, sonra bir de sırayla yukarıdan aşağıya doğru A1 ve D1 karelerini okuyarak anlam bütünlüğünü görünüz.
A ve D muhkem bölümlerininin (uhkimet) tafsilatı (fussilet) durumunda, B ve C bölümleri vardır. Bu cümleler, ana manayı veren cümlelerin arasında parantez içi cümlelerdir. Fakat tam orada söylenmesi gereken iki önemli hakikati ifade etmek üzere tam yerlerini bulmuşlardır.
B-1 “O öyle bir Hükümdardır ki göklerde ve yerde ne varsa O’nundur” B-2 “O her şeyin sahibi iken izni olmadan kim O’nun huzurunda şefaatçi olabilir ki?” Bu tafsil bölümünde Ehl-i Kitabın batıl inançları ima edilerek düzeltiliyor.
C-1 “Yalnızca Allah, onların geçmişlerini de geleceklerini de bilir”. C-2 “(Büyücüler, falcılar, kahinler, batıl inanç sahipleri) Allah dilemedikçe O’nun sonsuz ilminden hiçbir şey alamazlar. Bu tafsil bölümünde ise daha çok (kahinlere ve büyücülere) inanan Cahiliye müşrikleri gibi şirk gruplarının batıl inançları düzeltiliyor.
Böylece görüldüğü üzere Ayete’l-Kürsi’de:
1- İki ayrı müsbet ve menfi sütunlar arasında
2- Peşpeşe müsbet-menfi cümle sıralanışında
3- Dikey olarak ana cümle (muhkem) cümleler ile parantez içi (tafsil cümleleri) arasında çeşitli simetriler bulunmaktadır.
Kitapta bunlar ayrı ayrı renklerle, şematik şekilde basılmış olduğundan bu simetrileri somut olarak görmek mümkün olmakta, göz zevkinin yanısıra, meseleler ayrıca daha iyi ve kolay anlaşılmaktadır.
http://mecevit.com/ ADRESİNDEN MUZAFFER ECEVİTİN SİTESİNE ULAŞABİLİR ÖRNEKLERİ İNCELEYEBİLİR, İKİLİ SİMETRİK TEFSİRİNİ İNDİREBİLİRSİNİZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder