1 Eylül 2012 Cumartesi

SEB’-İ MESÂNÎ

SEB’-İ MESÂNÎ
87- Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur’ân’ı verdik. 88- Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Müzminlere kanadını indir, (onlara karşı mütevâzi, şefkatli davran). 89- Ve: “Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!” de. 90- (Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah’ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azâb indiririz)! 91- Onlar ki Kur’ân’ı bölük bölük ettiler. 92- Senin Rabb’in hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız: 93- Yaptıkları şeylerden. (Hicr: 54/87-93)
54/87- 90. âyetlerde Hz. Muhammed’e hitaben, kendisine şeb’-i mesânî ve büyük Kur’ân’ın verildiği hatırlatılarak bazı gruplara verilen dünya varlığına gözlerini dikmemesi; onlara heveslenmemesi; kendisine verilen bu hikmet­lerin, onlara verilen dünyâ malından çok daha iyi olduğu; o varlıklıların çağrıyı kabul etmemelerine üzülmemesi; inananlara kanadını indirmesi (onlara şefkatli, alçak gönüllü davranması); kendisinin apaçık bir uyarıcı olduğunu söylemesi emrediliyor ve Allah’ın, Kur’ân’ı parçalara ayıran muktesimlere indirdiği şeye dikkat çekiliyor; o muktesimlerin yap­tıklarından hesaba çekilecekleri vurgulanıyor.
Peygamber(s.a.v.)e verildiği belirtilen es-seb ‘u ‘l-mesânî (yedi ikili) geneldir. Bunlar yedi âyet, yedi sûre veya yedi faydalı şey olabilir. Mesânî mesnât ın çoğuludur, l’e katılıp onu iki yapan şeye mesnât
denilir. Aslında kelimenin kökü olan seny (^J), bükmek, katlamak anlamına gelir. Tesniye bir’i ikiye katlamak, mesnâ ikişer demektir,
(ikişerli yedi şey) ikili olan her şey olabilir. Bu bakımdan yedi mesânî (ikişerli yedi şey)in ne olduğu belirsizdir. Fatiha ‘nın, ya da Kur’ân ‘in ilk yedi uzun sûresinin es-seb ‘u ‘l-mesânî olduğuna dair rivayetler bulun­duğu gibi, tıvâl[1] ve mün[2]‘ın altında; mufassal[3]n üstünde olan sûreler oldu­ğuna dair rivayetler de vardır. Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre: “Ümmü’l-Kur’ân (Fatiha), yedi ikilidir.”[4] Fâtiha’nın, besmele ile beraber yedi âyeti vardır. Fatiha önce ikişer rek’at olarak farz kılınan namazların her rek’atinde okunur. Her namazda iki kez okunduğundan, yedi âyetli Fâtiha’ya es-seb ‘u ‘l-mesânî denmiştir.
Es-seb’u'l-mesânî ile Kur’ân’m ilk yedi uzun sûresinin kasdedilmiş olması, çok zayıf bir olasılıktır. Çünkü bu âyet Mekke’de inmiştir. Henüz o zaman Kur’ân’in yedi uzun sûresi inmemişti. Onlar Medîne döneminde inmiş ve sıraya konmuştur. Bu âyetin, daha sonra inecek ve sıraya konacak sûreleri kasdetmiş olması doğru olamaz. Çünkü anlatım tarzı, âyet indiği zaman bu yedi ikilinin, Peygamber’e verilmiş olduğunu gösterir. Bu âyetin Medine’de indiğine dair bir rivayet de vardır ama âyetin, sözakımına sıkıca bağlılığı bu rivayeti geçersiz kılar.
Bir görüşe göre es-seb’u'l-mesânî, Kur’ân’in tamamıdır. Çünkü Allah, Kur’ân’ı Benzer ikişerli bir Kitâb” olarak nitelen­dirmiştir[5]. Gerçeği Allah bilir.
88. âyet, Peygamber(s.a.v.)i tesellî etmekte, kendisine verilen es-seb’ul-mesânîmn, her türlü dünya malından üstün olduğu, artık bu nîmete sahibolduktan sonra dünya malına ve var­lıklılara imrenmemesi, onların olumsuz tutumlarına da üzülmemesi vur­gulanmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder